İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 257 / 262
257

Ey yoldaş! Şimdi şu âlem-i misâlîden çıkarız, hayâlî vehimden ineriz, akıl meydânında dururuz, mîzana çekeriz, ederiz yolları ber-endâz.

Evvelki elîm yolumuz mağdûb ve dâllîn yolu, o yol verir vicdâna, tâ en derin yerine hem bir hiss-i elîmi, hem bir şedîd elemi. Şuûr onu gösterir; şuûra zıd olmuşuz.

Hem kurtulmak için de muztar ve hem muhtacız; ya o teskin edilsin, ya ihsâs da olmasın; yoksa dayanamayız, feryâd u fîzar dinlenmez.

Hüdâ ise şifâdır; hevâ, ibtal-i histir. Bu da tesellî ister; bu da teğâfül ister; bu da meşgale ister; bu da eğlence ister. Hevesât-ı sihirbâz.

Tâ vicdânı aldatsın, rûhu tenvîm edilsin, tâ elem hissolmasın. Yoksa o elem-i elîm, vicdânı ihrâk eder; fîzara dayanılmaz; elem-i ye's çekilmez.

Demek Sırat-ı Müstakîmden ne kadar uzak düşse, o derece nisbeten şu hâlet te'sir eder, vicdânı bağırttırır. Her lezzetin içinde elemi var, birer iz.

Demek heves, hevâ, eğlence, sefâhetten memzûc olan şa'şaa-i medenî, bu dalâletten gelen şu müdhiş sıkıntıya bir yalancı merhem, uyutucu zehir-bâz.

Ey azîz arkadaşım! İkinci yolumuzda, o nurânî tarîkte bir hâleti hissettik; o hâletle oluyor hayat, mâden-i lezzet; âlâm, olur lezâiz.

Onunla bunu bildik ki; mütefâvit derecede, kuvvet-i îmân nisbetinde rûha bir hâlet verir. Cesed rûhla mültezdir, rûh vicdânla mütelezziz.

Bir saâdet-i âcile, vicdânda mündericdir; bir firdevs-i manevî, kalbinde mündemicdir. Düşünmekse deşmektir; şuûr ise şiâr-ı râz.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.