İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 253 / 262
253

Şimdi her cihete mukâbil bir cebheyi alırız, def'ine çalışırız. Evvel: Kudretimize müracaat ederiz, vâ-esefâ görürüz ki âcize zaîfe.

Sâniyen: Nefiste olan hâcâtın susmasına teveccüh ediyoruz. Vâ-esefâ durmayıp bağırırlar görürüz.

Sâlisen: İstimdâdkârâne, bir halâskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor; biz de zannediyoruz:

Herbir şey bize düşman, herbir şey bizden garîb. Hiçbir şey kalbimize bir tesellî vermiyor; hiç emniyet bahşetmez, hakîki zevki vermez.

Râbian: Biz ecrâm-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdânın müz'ici bir tevahhuş geliyor; akıl-sûz, evhâm-sâz!

İşte ey birader! Bu dalâletin yolu, mâhiyeti şöyledir. Küfürdeki zulmeti, bu yolda tamam gördük. Şimdi de gel kardeşim, o ademe döneriz.

Tekrar yine geliriz. Bu kere tarîkimiz Sırat-ı Müstakîmdir; hem îmânın yoludur. Delil ve imâmımız, inâyet ve Kur'ân’dır; şehbâz-ı edvâr-pervâz.

İşte Sultan-ı Ezel’in rahmet ve inâyeti, vaktâ bizi istedi, kudret bizi çıkardı, lutfen bizi bindirdi kanun-u meşîete; etvâr üstünde perdâz.

Şimdi bizi getirdi, şefkat ile giydirdi şu hil'at-ı vücûdu, emânet rütbesini bize tevcîh eyledi. Nişan: Niyâz ve namaz.

Şu edvâr ve etvârın, bu uzun yolumuzda birer menzil-i nâzdır. Yolumuzda teshîlât içindir ki kaderden bir emirnâme vermiş sahifede cebhemiz.

Her nereye geliriz, herhangi tâifeye misâfir oluyoruz, pek uhuvvet­kârâne istikbâl görüyoruz. Malımızdan veririz, mallarından alırız.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.