İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 248 / 262
248

Hiç de barışmadılar. Nasıl olur, ki aslı, hem mâdeni, matla'ı başka çeşit olmuştu. Kur'ân’da olan nuru, şerîat hidayeti;

Şu medeniyetin rûhu olan Roma dehâsı birbiriyle barışır, hem mezc u ittihâdı.

O dehâ ile bu hüdâ menşe'leri ayrıdır: Hüdâ semâdan indi, dehâ zeminden çıktı. Hüdâ kalbde işliyor; dimağı da işletir.

Dehâ dimağda işler, kalbi de karıştırır. Hüdâ rûhu eder tenvir, taneleri sünbüllettirir. Karanlıklı tabiat onunla ışıklanır.

İsti'dâd-ı kemâli birdenbire yol alır, nefs-i cismânî yapar hizmetkâr-ı emirber. Melek-sîmâ ediyor insan-ı himmet-perver.

Dehâ ise; evvelâ nefs u cisme bakıyor, tabiata giriyor, nefsi tarla ediyor. İsti'dâd-ı nefsânî neşv ü nemâ buluyor.

Rûhu eder hizmetkâr, taneleri kuruyor. Şeytanın sîmâsını beşerde gösteriyor. Hüdâ, hayateyne saâdet veriyor, dâreyne ziyâ neşrediyor.

İnsanı yükseltiyor. Deccâl-misâl (∗) [^2] dehâ-yı a'ver, bir dâr ile bir hayatı anlar, madde-perest olur ve dünya-perver. İnsanı yapar birer canavar.

[^2]:(∗) Bunda da bir ince işâret var.

Evet dehâ, sağır tabiata tapar. Kör kuvvete fermânber. Fakat, hüdâ, şuûrlu san'atı tanır, hikmetli kudrete bakar. Dehâ, zemine küfran perdesi çeker. Hüdâ, şükrân nurunu serper.

Bu sırdandır dehâ, a'mâ-i asamm; hüdâ, semi'-i basîr. Dehânın nazarında, zemindeki ni'metler sâhibsiz ganîmettir.

Minnetsiz gasb ve sirkat, tabiattan koparmak canavarca his verir. Hüdânın nazarında; zeminin sînesinde kâinâtın yüzünde,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.