İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 194 / 262
194

İşte dünya süslü bir menzildir. Herbirimizin hayatı, bir endâm âyinesidir. Şu dünyadan herbirimize birer dünya var, birer âlemimiz var. Fakat direği, merkezi, kapısı, hayatımızdır. Belki o hususî dünyamız ve âlemimiz, bir sahifedir. Hayatımız bir kalem.. onunla sahife-i a'mâlimize geçecek çok şeyler yazılıyor. Eğer dünyamızı sevdikse, sonra gördük ki; dünyamız hayatımız üstünde bina edildiği için, hayatımız gibi zâil, fânî, kararsızdır, hissedip bildik. Ona ait muhabbetimiz, o hususî dünyamız âyine olduğu ve temsîl ettiği güzel nukùş-u esmâ-i İlâhiyeye döner; ondan, cilve-i esmâya intikal eder. Hem o hususî dünyamız, âhiret ve Cennetin muvakkat bir fidanlığı olduğunu derkedip, ona karşı şedîd hırs ve taleb ve muhabbet gibi hissiyatımızı onun neticesi ve semeresi ve sünbülü olan uhrevî fevâidine çevirsek, o vakit o mecâzî aşk, hakîki aşka inkılâb eder.

Yoksa, ﴾ نَسُوا اللّٰهَ فَاَنْسٰيهُمْ اَنْفُسَهُمْ اُولٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ ﴿ sırrına mazhar olup, nefsini unutup, hayatın zevâlini düşünmeyerek, hususî, kararsız dünyasını, aynı umumî dünya gibi sâbit bilip kendini lâyemût farzederek dünyaya saplansa, şedîd hissiyat ile ona sarılsa, onda boğulur gider. O muhabbet onun için hadsiz belâ ve azaptır. Çünkü, o muhabbetten yetîmâne bir şefkat, me'yûsâne bir rikkat tevellüd eder. Bütün zîhayatlara acır; hattâ güzel ve zevâle ma'rûz bütün mahlûkata bir rikkat ve bir firkat hisseder; elinden bir şey gelmez, ye's-i mutlak içinde elem çeker.

Fakat gafletten kurtulan evvelki adam, o şedîd şefkatin elemine karşı ulvî bir tiryâk bulur ki; acıdığı bütün zîhayatların mevt ve zevâlinde bir Zât-ı Bâkînin bâkî esmâsının dâimî cilvelerini temsîl eden âyine-i ervâhları bâkî görür; şefkati, bir sürûra inkılâb eder. Hem zevâl ve fenâya ma'rûz bütün güzel mahlûkatın arkasında bir cemâl-i münezzeh ve hüsn-ü mukaddes ihsâs eden bir nakş

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.