İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 164 / 262
164

Baktım ki: O asansörler gibi nurânî menziller her tarafta var. Hattâ iki seyahatimde ve zeminin öteki yüzünde onları görmüştüm, anlamamıştım. Şimdi anlıyorum ki; şunlar, Kur'ân-ı Hakîm’in âyetlerinin cilveleridir.

İşte ﴾ وَلَا الضَّٓالّ۪ينَ ﴿ ile işâret olunan evvelki yol: Tabiata saplananların ve tabîiyyûn fikrini taşıyanların mesleğidir ki; onda, hakikate ve nura geçmek için ne kadar müşkülât olduğunu hissettiniz.

﴾  غَيْرِ الْمَغْضُوبِ ﴿ ile işâret olunan ikinci yol: Esbâb-perestlerin ve vesâite icâd ve te'sir verenlerin, Meşâiyûn hükemâsı gibi yalnız akıl ile, fikir ile hakikatü'l-hakàika ve Vâcibü'l-Vücûd’un mârifetine yol açanların mesleğidir.

﴾  اَلَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ ﴿ ile işâret olunan üçüncü yol ise: Sırat-ı müstakîm ehli olan ehl-i Kur'ân’ın cadde-i nurâniyesidir ki; en kısa, en rahat, en selâmet ve herkese açık, semâvî ve Rahmânî ve nurânî bir meslektir. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.