İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 16 / 262
16

ve akraba görünür. Bütün memlekette yaşasınlar ve teşekkürler ile bir terhisât-ı umumiye şenliği görüyor. Hem tekbir ve tehlil ile mesrûrâne ahz-ı asker için bir davul, bir muzîka sesi işitiyor. Evvelki bedbahtın hem kendi, hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel, şu bahtiyar, hem kendi, hem umum halkın sürûru ile mesrûr ve müferrah olur. Hem güzelce bir ticâret eline geçer, Allah’a şükreder.

Sonra döner, öteki adama rastgelir, hâlini anlar. Ona der: “Yâhû sen divâne olmuşsun. Batnındaki çirkinlikler, zâhirine aksetmiş olmalı ki; gülmeyi ağlamak, terhisâtı soymak ve talan etmek tevehhüm etmişsin. Aklını başına al, kalbini temizle. Tâ, şu musîbetli perde senin nazarından kalksın. Hakikati görebilesin. Zîra nihâyet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir Melik’in memleketi, hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyât ve kemâlât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği sûrette olamaz.”

Sonra o bedbahtın aklı başına gelir. Nedâmet eder. “Evet, ben işretten divâne olmuştum. Allah senden râzı olsun ki, Cehennemî bir hâletten beni kurtardın.” der.

Ey nefsim! Bil ki; evvelki adam kâfirdir. Veya fâsık, gâfildir. Şu dünya onun nazarında bir mâtemhâne-i umumiyedir. Bütün zîhayat, firâk ve zevâl sillesiyle ağlayan yetîmlerdir. Hayvan ve insan ise, ecel pençesiyle parçalanan kimsesiz başıbozuklardır. Dağlar ve denizler gibi büyük mevcûdât, rûhsuz, müdhiş cenazeler hükmündedirler. Daha bunun gibi çok elîm, ezici, dehşetli evhâm, küfründen ve dalâletinden neş'et edip, onu ma'nen tâzib eder.

Diğer adam ise mü'mindir. Cenâb-ı Hàlık’ı tanır, tasdik eder. Onun nazarında şu dünya bir zikirhâne-i Rahmân, bir ta'limgâh-ı beşer ve hayvan ve bir meydân-ı imtihan-ı ins ü cândır. Bütün vefiyât-ı hayvaniye ve insaniye ise terhisâttır. Vazife-i hayatını

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.