İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 39 / 46
39

Onaltıncı Söz’den Dördüncü Şuâ

Onaltıncı Söz’den

DÖRDÜNCÜ ŞUÂ

İşte ey tenbel nefsim! Bir nev'i mi'râc hükmünde olan namazın hakikati; sâbık temsîlde bir nefer mahz-ı lütûf olarak huzur-u şâhâneye kabûlü gibi; mahz-ı rahmet olarak Zât-ı Celîl-i Zülcemâl ve Ma'bûd-u Cemîl-i Zülcelâl’in huzuruna kabûlündür. “Allâhuekber” deyip ma'nen ve hayâlen veya niyeten iki cihandan geçip kayd-ı maddiyâttan tecerrüd edip bir mertebe-i külliye-i ubûdiyete veya küllînin bir gölgesine veya bir sûretine çıkıp bir nev'i huzura müşerref olup  اِيَّاكَ نَعْبُدُ  hitâbına (herkesin kàbiliyeti nisbetinde) bir mazhariyet-i azîmedir. Âdeta harekât-ı salâtiyede tekrarla “Allâhuekber, Allâhuekber” demekle kat'-ı merâtib ve terakkiyât-ı maneviyeye ve cüz'iyâttan devâir-i külliyeye çıkmasına bir işârettir ve mârifetimiz haricindeki kemâlât-ı Kibriyâ’sının mücmel bir ünvânıdır. Güyâ herbir “Allâhuekber” bir basamak-ı mi'râciyeyi kat'ına işârettir. İşte şu hakikat-i salâttan ma'nen veya niyeten veya tasavvuren veya hayâlen bir gölgesine, bir şuâına mazhariyet dahi büyük bir saâdettir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.