İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 40 / 46
40

İşte Hac’da pek kesretli “Allâhuekber” denilmesi şu sırdandır. Çünkü; Hacc-ı Şerîf, bil'asâle herkes için bir mertebe-i külliyede bir ubûdiyettir. Nasıl ki bir nefer, bayram gibi bir yevm-i mahsûsta ferîk dâiresinde bir ferîk gibi, pâdişahın bayramına gider ve lütfuna mazhar olur. Öyle de; bir hacı, ne kadar âmî de olsa, kat'-ı merâtib etmiş bir velî gibi umum aktâr-ı arzın Rabb-i Azîm’i ünvânıyla Rabbine müteveccihtir. Bir ubûdiyet-i külliye ile müşerreftir. Elbette Hac miftâhıyla açılan merâtib-i külliye-i Rubûbiyet ve dûrbîniyle nazarına görünen âfâk-ı azamet-i Ulûhiyet ve şeâiriyle kalbine ve hayâline gittikçe genişlenen devâir-i ubûdiyet ve merâtib-i kibriyâ ve ufk-u tecelliyâtın verdiği harâret, hayret ve dehşet ve heybet-i Rubûbiyet اَللّٰهُ اَكْبَرُ ❀ اَللّٰهُ اَكْبَرُ ile teskin edilebilir ve onunla, o merâtib-i münkeşife-i meşhûde veya mutasavvire ilân edilebilir. Hac’dan sonra şu mânâyı; ulvî ve küllî, muhtelif derecelerde bayram namazında, yağmur namazında, husuf-küsûf namazında, cemâatle kılınan namazda bulunur. İşte Şeâir-i İslâmiye’nin, velev sünnet kabîlinden dahi olsa ehemmiyeti şu sırdandır.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.