İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 28 / 46
28

çarşısına gidilse; harika-pîşe ve pek eski hünerver san’atkârına nisbet ederek, o san’atkârı yadetmekle ve o san’atla teşhir edilse, bir milyon fiatla satılır. Eğer, kaba demirciler çarşısına gidilse, beş kuruşluk bir demir bahasına alınabilir.

İşte insan, Cenâb-ı Hakk’ın böyle antika bir san’atıdır. Ve en nâzik ve nâzenin bir mu’cize-i kudretidir ki: İnsanı, bütün esmâsının cilvesine mazhar ve nakışlarına medar ve kâinata bir misâl-i musağğar suretinde yaratmıştır.

Eğer nur-u îman içine girse; üstündeki bütün mânidâr nakışlar o ışıkla okunur. O mü’min, şuur ile okur. Ve, o intisapla okutur. Yani: “Sâni-i Zülcelâl’in masnûuyum, mahlûkuyum, rahmet ve keremine mazharım.” gibi mânâlarla insandaki san’at-ı Rabbaniye tezahür eder. Demek Sâni’ine intisaptan ibaret olan îman, insandaki bütün âsâr-ı san’atı izhar eder. İnsanın kıymeti, o san’at-ı Rabbaniye’ye göre olur. Ve âyine-i Samedani-ye itibariyledir. O halde şu ehemmiyetsiz olan insan, şu itibarla bütün mahlûkat üstünde bir muhatab-ı İlâhî ve Cennet’e lâyık bir misafir-i Rabbânî olur.

Eğer kat’-ı intisaptan ibaret olan küfür, insanın içine girse; o vakit bütün o mânidâr

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.