İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 37 / 46
37

sûret aldı. Biz dahi o münâcâtın sırrıyla,  لَٓااِلٰهَاِلَّٓااَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنّ۪ي كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَ demeliyiz.

 لَٓااِلٰهَاِلَّٓااَنْتَ  cümlesiyle istikbâlimize,   سُبْحَانَكَ  kelimesiyle dünyamıza,   اِنّ۪ي كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَ  fıkrasıyla nefsimize nazar-ı merhametini celb etmeliyiz. Tâ ki, nur-u îmân ile ve Kur'ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâb etsin. Ve mütemâdiyen mevt ve hayatın değişmesiyle seneler ve karnlar emvâcı üstünde hadsiz cenazeler binip ademe atılan dünyamız ve zeminimizde, Kur'ân-ı Hakîmin tezgâhında yapılan bir sefîne-i maneviye hükmüne geçen Hakikat-i İslâmiyet içine girip, selâmetle o denizin üstünde gezip, tâ sâhil-i selâmete çıkarak hayatımızın vazifesi bitsin. O denizin fırtınaları ve zelzeleleri, sinema perdeleri gibi tenezzühün manzaralarını tazelendirmekle, vahşet ve dehşet yerine, nazar-ı ibret ve tefekkürü keyiflendirerek okşayıp ışıklandırsın. Hem o sırr-ı Kur'ânla, o terbiye-i Furkàniye ile, nefsimiz bize binmeyecek, merkûbumuz olup, bizi ona bindirip, hayat-ı ebediyemizin kazanmasına kuvvetli bir vâsıtamız olsun.

Elhâsıl: Mâdem insan, mâhiyetinin câmiiyeti itibariyle sıtmadan müteellim olduğu

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.