İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 25 / 46
25

tabiiyyunun ağzına şiddetle tokat vuruyor. Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki:

“En güvendiğin salâbet ve harâret dahi, emir tahtında hareket ediyorlar ki; o ipek gibi yumuşak damarlar, birer Asâ-yı Mûsa (A.S.) gibi  فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَ  emrine imtisal ederek, taşları şakk eder. Ve o sigara kağıdı gibi ince nâzenîn yapraklar, birer a'zâ-yı İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan harârete karşı,  يَا نَارُ كُون۪ي بَرْدًا وَسَلَامًا  âyetini okuyorlar.’’

Mâdem her şey mânen “Bismillâh” der. Allah namına, Allah’ın ni’metlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi “Bismillâh” demeliyiz. Allah namına vermeliyiz, Allah namına almalıyız. Öyle ise, Allah namına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız.

Suâl: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor?

Elcevap: Evet, o Mün’im-i Hakikî, bizden o kıymetdâr ni’metlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir.

Biri zikir, biri şükür, biri fikirdir. Başta “Bismillâh” zikirdir. Âhirde “Elhamdülillâh” şükürdür. Ortada, “Bu kıymetdâr hârika-i san’at

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.