
İstanbul İlim ve Kültür Vakfını ziyaret eden Yemenli İslam âlimi Habib Ömer bin Hafiz, imanın güçlendirilmesi, çocukların manevi eğitimi ve Müslümanlar arasındaki kardeşlik üzerine değerlendirmelerde bulundu. Risale-i Nur’dan bölümlerin okunduğu buluşmanın ardından Topkapı Sarayı Mukaddes Emanetler Dairesi ziyaret edildi.
İSTANBUL — Yemenli İslam âlimi ve Dârü’l-Mustafa eğitim merkezinin kurucusu Habib Ömer bin Hafiz, İstanbul İlim ve Kültür Vakfını (İİKV) ziyaret ederek Mütevelli Heyeti Başkanı Said Yüce, akademisyenler ve vakıf mensuplarıyla bir araya geldi.
Buluşmada, Kur’an ve sünnet ışığında imanın hayata yansıması, Ehl-i Beyt sevgisi, ilim hizmeti ve kardeşlik ahlakı ele alındı. Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerinden Arapça bölümler okunurken, vakfın Türkiye’de ve farklı ülkelerde yürüttüğü çalışmalar hakkında da bilgi verildi.
Yemen’in Hadramut bölgesindeki Tarim şehrinde 1963 yılında doğan Habib Ömer bin Hafiz, ilk dinî eğitimini babasından ve bölgenin âlimlerinden aldı. Tarim’de kurduğu Dârü’l-Mustafa, farklı ülkelerden öğrencilerin Kur’an, hadis ve fıkıh başta olmak üzere İslami ilimler eğitimi aldığı bir merkez olarak faaliyet gösteriyor. Habib Ömer, ders ve irşat çalışmalarında ilim, ahlak ve manevi eğitimi birlikte ele alıyor.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Yüce’ye teşekkür eden Habib Ömer, bu tür buluşmaları din ve ümmete yönelik sorumluluklarıyla ilişkili gördüğünü belirterek, “Bu ziyaret, bu dine ve bu ümmete yönelik ilgimizle bağlantılı önemli vazifelerimizden biridir.” dedi.
Kalplere ve gönüllere ulaşan bir hizmet anlayışı
Said Yüce, 1979 yılında kurulan ve kamu yararına çalışan bir kuruluş olan vakfın faaliyetlerini anlattı. Üniversitelerle yürütülen çalışmaların yanı sıra toplumun farklı kesimlerine ulaşmayı önemsediklerini belirten Yüce, yaklaşık 200 kuruluş ve üniversiteyle iş birliği anlaşmaları bulunduğunu ifade etti.
Kısa süre önce düzenlenen 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’na 60 ülkeden yüzlerce akademisyenin katıldığını aktaran Yüce, Bediüzzaman’ın Kur’an’dan aldığı hakikatlerin farklı coğrafyalarda ilgi gördüğünü söyledi. Habib Ömer ile gelecekte daha yakın iş birlikleri gerçekleştirmeyi arzu ettiklerini de dile getirdi.
Bediüzzaman’ın en zor şartlarda dahi müsbet hareket anlayışından ayrılmadığını vurgulayan Yüce, onun hizmet metodunu, “Doğrudan kalplere, gönüllere imanın hakikatlerinin yerleşmesi üzerine bir metot takip etmiş.” sözleriyle anlattı.
Yüce, dinî eğitim ve irşatta yalnızca emir ve yasakların anlatılmasının yeterli olmadığını, insanın önce Allah’ı tanımasına ve imanını güçlendirmesine yardımcı olunması gerektiğini belirtti. Kâinattaki varlıkları ve yaratılışı tefekküre yönelten ayetlerin daha fazla gündeme getirilmesini isteyen Yüce, çocukların karşılaştığı eğitim ve medya içeriklerinin de bu açıdan önem taşıdığını kaydetti.
“Bütün bunların dayandığı temel imandır”
Bu değerlendirmeler üzerine söz alan Habib Ömer bin Hafiz, insanın Allah’ın emirlerine uyma ve yasaklarından sakınma iradesiyle imanının kuvveti arasında doğrudan bir bağ bulunduğunu söyledi.
İmanın zayıflamasının iyilik yapma ve kötülükten uzak durma çabasını da zayıflattığını belirten Habib Ömer, “Allah’ın emirlerine uyma ve yasaklarından kaçınma iradesi, imanın kuvvetine bağlıdır. Bütün bunların dayandığı temel imandır.” ifadelerini kullandı.
Kur’an’da hükümlerin, Allah’ın isim ve sıfatları ile ahiret hatırlatmalarından bağımsız ele alınmadığına dikkati çeken Habib Ömer, iman ile takva arasındaki ilişkiyi anlattı. İmanın temel olduğunu, takvanın da bu temel üzerinde güçlendiğini vurguladı.
Habib Ömer, Risale-i Nur’un imanı sağlamlaştırmaya yönelik yaklaşımının bu bakımdan önem taşıdığını belirtti. İmanın delilleriyle kavranmasını ve insanın hayatına yerleşmesini esas alan tahkiki iman vurgusu üzerinde durulması gerektiğini ifade etti.
Çocukların manevi eğitimine erken yaşta başlama çağrısı
Çocukların manevi eğitimine de değinen Habib Ömer, yeni doğan bir çocuğun kulağına ezan ve kamet okunmasını örnek gösterdi. Çocuğun henüz söylenenleri anlamadığı bir dönemde bile Allah’ın zikriyle tanışmasının, eğitim anlayışı bakımından bir anlam taşıdığını dile getirdi.
Bu uygulamanın çocuk yetiştirmeye ilişkin bir mesaj içerdiğini belirten Habib Ömer, “Çocuklarınızı doğduklarından itibaren zikrullah ve iman üzere terbiye edin.” diyerek çocukların Allah ile bağlarının küçük yaşlardan itibaren gözetilmesi gerektiğini vurguladı.
Yüce de Habib Ömer’in Kur’an, hadis ve Risale-i Nur üzerine değerlendirmelerini ilerideki buluşmalarda daha geniş biçimde dinlemek istediklerini söyledi.
Toplumun iyiliğinde ortak sorumluluk
Toplantıda âlimlerin ve yöneticilerin toplumsal hayattaki sorumlulukları da ele alındı. Habib Ömer, ilim insanlarıyla karar vericilerin bir araya gelmesinin önemine işaret ederek toplumun iyiliği için farklı kesimlerin üzerlerine düşen vazifeleri yerine getirmesi gerektiğini anlattı.
İmam Abdullah el-Haddad’ın değerlendirmelerine atıfta bulunan Habib Ömer; ilmiyle insanlara fayda sağlayan âlimi, adaletle hükmeden yöneticiyi, ibadetiyle çevresine örnek olan kişiyi ve malını hayır yolunda kullanan varlıklı insanı birlikte zikretti. Bu kesimlerin iyiye yönelmesinin yahut sorumluluklarından uzaklaşmasının toplumun bütününü etkilediğini ifade etti.
Ehl-i Beyt sevgisi ve ilim mirası
Buluşmanın üzerinde durulan başlıklarından biri de Ehl-i Beyt sevgisiydi. Yüce, Bediüzzaman’ın eserlerinde bu sevginin güçlü biçimde vurgulandığını belirterek Ehl-i Beyt’in ilim ve irşat yoluyla insanlığa taşıdığı manevi mirasa dikkati çekti.
Habib Ömer, bu yaklaşımı sahabenin Ehl-i Beyt’e duyduğu sevgi ve hürmetle birlikte değerlendirdi. Hazreti Ali’nin ilmiyle diğer halifelere verdiği desteği hatırlatarak sahabe arasındaki yardımlaşmanın ve ortak hizmet anlayışının doğru anlaşılması gerektiğini söyledi.
Bu çerçevede Risale-i Nur’dan Ehl-i Beyt sevgisine ve Hazreti Ali’nin iman hakikatlerinin anlaşılmasındaki rehberliğine ilişkin bölümler Arapça okundu. Habib Ömer, okunan metinlerden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
“İnsanların kötülüklerine bakmayalım, iyi yönlerine bakalım”
Uhuvvet Risalesi’nden bölümlerin de ele alındığı toplantıda Habib Ömer, tarafgirlik, inat, kıskançlık ve düşmanlığın hem kişinin iç dünyasına hem de toplumsal hayata verdiği zararlar üzerinde durdu. Müminler arasındaki kardeşliğin korunması, öfkenin kontrol edilmesi ve affedicilik konularını Kur’an’dan örneklerle anlattı.
Bir kişinin kusuru sebebiyle bütün iyi özelliklerinin yok sayılmaması gerektiğini belirten Habib Ömer, risalede yer alan, içinde masum insanların da bulunduğu bir geminin tek bir suçlu yüzünden batırılamayacağı örneğini hatırlattı. İnsan ilişkilerinde de bir hatadan hareketle kişinin bütününe düşmanlık beslenmemesi gerektiğini ifade etti.
Hazreti Ebubekir’in kendisini inciten bir kişiye yardım etmeyi sürdürmesine ilişkin örneği de aktaran Habib Ömer, insanın karşısındakinin kusuru yüzünden kendi iyiliğinden vazgeçmemesi gerektiğini anlatarak, “İnsanların kötülüklerine bakmayalım, iyi yönlerine bakalım.” dedi.
Adaletin yalnızca Müslümanlar için değil, bütün insanlar için gözetilmesi gerektiğini de vurgulayan Habib Ömer, Kur’an’ın adalet çağrısının insanlığın tamamına yönelik olduğuna dikkati çekti.
İstanbul ile Hadramut arasındaki ilim bağları
Toplantıda söz alan ABD’deki Duke Üniversitesi öğretim üyesi Mona Hassan, İstanbul kütüphanelerindeki yazma eserler üzerine çalışmalarından örnekler paylaştı. Ebu Bekir bin Salim’in bir eseri üzerinde yürüttüğü araştırmadan söz eden Hassan, İstanbul ile Hadramut arasındaki tarihî ilim bağlarına işaret etti.
Vakıf bünyesinde çalışan Kolombiyalı Abdullah Santiago da buluşmadan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Yüce ise Salih Özcan’dan aktardığı bir hatıra üzerinden Bediüzzaman’ın muhabbet ve kardeşliği esas alan hizmet anlayışını hatırlattı.
Arapça Risale-i Nur Külliyatı takdim edildi
Ziyarette Habib Ömer bin Hafiz’e Arapça Risale-i Nur Külliyatı ve el işçiliğiyle hazırlanmış bir çini tabak takdim edildi. Habib Ömer de İİKV Mütevelli Heyeti Başkanı Said Yüce’ye hediyeler sundu.
Topkapı Sarayı’nda Mukaddes Emanetler ziyareti
Vakfın ev sahipliğindeki buluşmanın ardından Habib Ömer bin Hafiz, beraberindeki heyet ve vakıf mensupları Topkapı Sarayı Mukaddes Emanetler Dairesini birlikte ziyaret etti. Mukaddes emanetlerin ziyaret edildiği programda dualar edildi, salavatlar getirildi.








İlgili içerikler
13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu Teşekkür Yazısı
13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nu tamamladık. İstanbul’da dünyanın farklı coğrafyalarından gelen âlimleri, akademisyenleri ve Risale-i Nur’a gönül veren dostlarımızı ağırladık.
13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’na Gelen Tebrik Telgrafları
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mevlüt Karataş ve Kamu Başdenetçisi Mehmet Akarca’nın 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu münasebetiyle gönderdiği tebrik telgrafları.
Bangladeşli Âlimler: “Medresetü’z-Zehra Örneğini Bangladeş’e Götüreceğiz”
Sempozyum misafirleri heyetler hâlinde İİKV’ye ziyaretlerde bulunuyor. Vakfı ziyaret eden Bangladeşli âlimler, Dakka Üniversitesi’nde bir Risale-i Nur Enstitüsü kurulması teklifiyle geldi.
Erbil’den İİKV’ye 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu İçin Tebrik Ziyareti
Erbil Medreseler Derneği Başkanı Yunus Hoca ve beraberindeki hocalar, 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu dolayısıyla İstanbul İlim ve Kültür Vakfı’nı (İİKV) ziyaret etti. Görüşmede İslam dünyasında birlik ve beraberlik, Risale-i Nur’un eğitimdeki yeri ve Erbil ile sürdürülecek ilmî iş birliği konuları ele alındı.




