
İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından 1991 yılından bu yana düzenlenen Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumlarının on üçüncüsü, “Küresel Krizlere Kur’ânî Çözümler” ana temasıyla 4-6 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. Sempozyumun açılış ve forum oturumları İstanbul AKM’de, ilmî oturumları Pullman İstanbul Hotel & Convention Center’da yapılmış; dünyanın dört bir yanından araştırmacılar oturumlara çevrimiçi olarak da katılmıştır.
“Küresel Krizlere Kur’ânî Çözümler”
4-6 Ekim 2026, İstanbul
İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından 1991 yılından bu yana düzenlenen Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumlarının on üçüncüsü, “Küresel Krizlere Kur’ânî Çözümler” ana temasıyla 4-6 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. Sempozyumun açılış ve forum oturumları İstanbul AKM’de, ilmî oturumları Pullman İstanbul Hotel & Convention Center’da yapılmış; dünyanın dört bir yanından araştırmacılar oturumlara çevrimiçi olarak da katılmıştır.
13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, farklı ülkelerden akademisyenleri buluşturarak insanlığın karşılaştığı sorunların müzakere edildiği önemli bir platform olmuştur. 5 kıtadaki 60 ülkeden 448 kurumun gönderdiği 668 bildiri özeti arasından bilim kurulunca seçilen 262 tebliğ, Türkçe, Arapça, İngilizce ve Rusça oturumlarda sunulmuştur.
Dünyanın yaratılışından bugüne kadar beşerin eliyle yapılan; savaşlar, göçler, adaletsizlikler, ekolojik tahribat, aile kurumundaki çözülme, gençliğin anlam arayışı, dijital çağın ve dijital dünyanın doğurduğu yeni problemler ile inanç ve ahlâk alanındaki sarsıntıların oluşturduğu krizlerin çözümleri bu sempozyumda Kur’an-ı Kerim ve Hazreti Peygamberin (A.S.M) Sünnet perspektifiyle ele alınacaktır.
İnsan eliyle kurulan sistemler zamanın şartlarına ve güç dengelerine bağlı olarak değişebilir. Ancak Kur’ân’ın adalet, merhamet, emanet, aile, kardeşlik ve insan onuru gibi temel ilkeleri farklı dönemlerde beşere yol göstermeye devam etmektedir. Nitekim Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri “Sünnet-i seniyesinin şuâı, bir iksirdir. Hem o sünnet, nur isteyenlere kâfidir, hariçte nur aramağa ihtiyaç yoktur." diyerek Hazreti Peygamberin (A.S.M.) bütün asırlara şamil rehberliğini ifade ederken; “Beşerin âsâr ve kanunları, beşer gibi ihtiyar oluyor, değişiyor, tebdil ediliyor. Fakat Kur’ân’ın hükümleri ve kanunları, o kadar sabit ve râsihtir ki asırlar geçtikçe daha ziyade kuvvetini gösteriyor.” İfadeleriyle de Kur’an hakikatlerinin bütün zamanları kapsayan tazeliğini ve canlılığını insanlığın nazarlarına sunmaktadır.
Sempozyumda sunulan tebliğler ve yapılan müzakerelerden çıkan sonuçlar aşağıda kamuoyunun bilgisine sunulmuştur.
I. Küresel Krizler ve Yeni Dünya Düzeninde Medeniyet Tasavvuru
- Krizlerin kökü mânevîdir. Çağımızdaki siyasi, iktisadi ve ekolojik krizlerin temelinde, insanın yaratılış gayesinden ve varlığın anlamından kopmasıyla oluşan mânevî bir boşluk bulunmaktadır. Varlığı kendi adına değil, Yaratıcısı adına okuyan “mânâ-yı harfî” bakışı, bu kopuşu onaracak tevhid merkezli bir medeniyet tasavvurunun temelini oluşturmaktadır.
- Adalet ve şûrâ medeniyetin temelidir. Kur’ân’ın hak, adalet ve mizan kavramları ile Bediüzzaman’ın “adalet-i mahza” anlayışı, kuvveti hakka tercih eden küresel düzene karşı güçlü bir alternatif sunmaktadır. İstibdadın her türlüsü toplumsal barışın önünde engeldir. Şûrâ, hürriyet, hukukun üstünlüğü ve hukuk karşısında eşitlik, sağlıklı bir yönetimin vazgeçilmez esaslarıdır.
- Barışın yolu müspet harekettir. Bediüzzaman’ın “müspet hareket” ilkesi, çatışma yerine yardımlaşmayı, şiddet yerine ikna ve hizmeti esas alır; İslâm dünyasında ve küresel ölçekte yaşanan kriz ve çatışmaların çözümüne barış ve uzlaşı zemini sunar.
- İttihad-ı İslâm ve ihtilaf ahlâkı. Menfî milliyetçilik ve mezhep ayrılıklarının derinleştirdiği bölünmelere karşı, iman kardeşliğine dayanan ittihad-ı İslâm düşüncesi ve farklılıkları düşmanlığa dönüştürmeyen ihtilaf ahlâkı, İslâm dünyasının birlik ve dayanışması için yeniden hayata geçirilmelidir. Ehl-i kitap ve farklı inanç mensuplarıyla ortak insani değerler etrafında buluşma bu çerçevede önem taşımaktadır.
- Ekolojik kriz bir ahlâk krizidir. Risale-i Nur’un yaklaşımında kâinat, okunması gereken bir “kitap”tır. Doğanın sınırsız bir tüketim nesnesi olarak görülmesi ekolojik tahribatın asıl sebebidir. İsrafın terki, ihtiyaç kadar tüketim, sıfır atık ve gıda israfının önlenmesi Kur’ânî birer sorumluluk olarak topluma kazandırılmalıdır.
- İktisat, kanaat ve helal kazanç. Tamahkârlık ve biriktirme hırsı küresel ekonomik istikrarsızlığın önemli sebeplerindendir. Risale-i Nur’daki iktisat, kanaat ve şükür ilkeleri yoksulluk, ihtikâr ve yolsuzlukla mücadelede, helal finans ve sürdürülebilir tüketim modellerinin geliştirilmesinde yol gösterici bir pusula olarak değerlendirilmektedir.
- Gazze’deki zulüm ve soykırım insanlığın vicdanını yargılamaktadır. İsrail’in Gazze’de sivillere, hastanelere, okullara ve ibadethanelere yönelik saldırıları ile insani yardımın engellenmesi açık bir soykırımdır. Kur’ân’ın bir insanı haksız yere öldürmeyi bütün insanlığı öldürmekle eş tutan hükmü ve Bediüzzaman’ın “adalet-i mahza” ilkesi, bu zulüm karşısında sessiz kalınmamasını gerektirmektedir. Saldırılar derhal durdurulmalı, kalıcı ateşkes sağlanmalı, insani yardımın engelsiz ulaşması temin edilmeli, sorumlular uluslararası hukuk önünde hesap vermeli ve Filistin halkının kendi topraklarında hür ve bağımsız yaşama hakkı teminat altına alınmalıdır.
- Hakka dayanan bir dünya çağrısı. Kuvvetin hakka üstün tutulduğu, çifte standartların meşrulaştırıldığı ve uluslararası hukukun güçlüler karşısında işlevsiz kaldığı mevcut küresel düzen sürdürülemez. Bediüzzaman’ın ifadesiyle medeniyetin dayanak noktası kuvvet değil, hak olmalıdır. Devletler ve uluslararası kuruluşlar, ırk, din ve dil ayrımı gözetmeksizin her insanın can, akıl, nesil, mal ve inanç dokunulmazlığını evrensel bir değer olarak korumakla yükümlüdür. “Biz muhabbet fedaileriyiz, husumete vaktimiz yok” diyen Bediüzzaman’ın barış ve kardeşlik çağrısı, savaş ve nefretin kuşattığı dünyamıza ümit ve istikamet kazandıracak evrensel bir mesajdır.
II. Vahiy Merkezli Toplum ve Aile İnşası
- Aile, toplumun sığınağıdır. Küresel ölçekte zayıflatılan aile kurumu, fıtrat esasına göre yeniden güçlendirilmelidir. Aileyi koruyacak hukuki düzenlemeler, eğitim programları ve danışmanlık hizmetleri bir tercih değil, toplumun geleceği için bir zorunluluktur. Kadının ahlâkî ve mânevî gelişimini destekleyen eğitim çalışmaları ile yaşlılara gösterilen hürmet ve bakım da bu anlayışın ayrılmaz parçalarıdır.
- Eğitimde akıl ile kalbin bütünlüğü. Yalnızca bilgi aktarımına dayanan eğitim anlayışı, anlam ve değer kaybına yol açmaktadır. Aklı ve kalbi, fen ilimleri ile din ilimlerini birlikte ele alan, Bediüzzaman’ın “Medresetü’z-Zehra” ismiyle sembolleştirdiği eğitim tasavvuru, okul öncesinden yükseköğretime kadar değerler eğitimi ve uygulamalı eğitim modelleriyle günümüz eğitim sistemlerine yeni bir yön verebilir.
- Gençlik ve neslin inşası. Kimlik, anlam ve aidiyet krizi yaşayan gençliğin, Gençlik Rehberi’nde ortaya konan iman, iffet ve istikamet esasları doğrultusunda desteklenmesi, geleceğin toplumunun sağlıklı inşası için öncelikli bir görevdir.
- Göç ve insani sorumluluk. Savaşlar ve krizler nedeniyle yurdundan edilen milyonlarca insanın durumu, Kur’ân’ın bir insanı yaşatmayı bütün insanlığı yaşatmakla eş tutan ilkesi ve ensar-muhacir kardeşliği çerçevesinde ele alınmalıdır. Göçmenlerin topluma uyumu, adalet ve merhamet esaslı politikalarla desteklenmelidir.
III. Modern Çağın Mânevî ve Sosyal Meseleleri
- Yapay zekâ ve dijital çağ. Teknoloji, insanı merkeze alan ve ahlâkî değerlerle yönlendirilen bir anlayışla kullanılmalıdır. Dijital bağımlılık, dikkat ekonomisi ve sosyal medyanın ahlâkî değerler üzerindeki olumsuz etkileri karşısında, Risale-i Nur’un tefekkür ve ölçülülük esasları gençlere ve ailelere koruyucu bir rehberlik sunmaktadır.
- Ruh sağlığı ve mânevî dayanıklılık. Küresel ölçekte artan kaygı, depresyon ve travma sorunlarına karşı iman, sabır, tevekkül ve şükür kavramlarının psikolojik dayanıklılığa katkısı dikkate alınmalıdır. Modern psikoterapi yaklaşımları ile Kur’ânî ve mânevî değerleri birleştiren bütüncül modeller geliştirilmelidir.
- İlim ve iman bütünlüğü. Kâinatı sebeplere havale eden materyalist bilim anlayışı hem ilmin hem de insanın anlam dünyasını daraltmaktadır. Fen bilimlerindeki bulgular, kâinattaki düzeni ve sanatı gösteren birer delil olarak okunduğunda, ilim ile iman arasında çatışma değil derin bir uyum bulunduğu görülmektedir.
- Hakikat, dil ve estetik. Hakikat sonrası olarak nitelenen çağda Risale-i Nur’un tahkikî iman ve burhan esaslı bilgi anlayışı, hakikati yeniden tesis etmenin imkânını sunmaktadır. Risale-i Nur’un edebî dili ve tevhidî sanat anlayışı, imana dair hakikatlerin çağın insanına ulaştırılmasında etkili bir yol göstermektedir.
Sempozyum Sonuçlarına İlişkin Öneriler
- Yayın ve çeviri. Sempozyumda sunulan tebliğlerin tam metinleri bildiri kitabında yayımlanmalı, öne çıkan çalışmalar farklı dillere çevrilerek daha geniş kitlelere ulaştırılmalıdır.
- Ortak araştırmalar. Farklı ülkelerden gelen akademisyenler arasında kurulan ilmî dostluklar, ortak araştırma projeleri, üniversiteler arası iş birlikleri ve araştırma ağları ile kalıcı hâle getirilmelidir.
- Uygulamalı çalışmalar. Eğitim, aile, ruh sağlığı ve iktisat alanlarında önerilen modeller, saha çalışmalarıyla test edilmeli ve politika yapıcılar ile uygulayıcılara somut öneriler olarak sunulmalıdır.
- Genç araştırmacılar. Lisansüstü öğrenciler ve genç araştırmacıların Risale-i Nur çalışmalarına katılımı burs, atölye çalışmaları ve yayın destekleriyle teşvik edilmelidir.
- Sempozyum geleneğinin sürdürülmesi. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumlarının, çağın yeni meselelerini ele alan temalarla ve artan uluslararası katılımla sürdürülmesi temenni edilmektedir.
Sempozyumun gerçekleşmesine verdikleri destek için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Kültür ve Turizm Bakanlığımıza, Dışişleri Bakanlığımıza, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımıza, TİKA’ya, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığına (YTB), ulaşım sponsorumuz Türk Hava Yolları’na, iletişim sponsorlarımız TRT ve Anadolu Ajansı’na ve devletimizin ilgili kurum ve kuruluşları ile bürokratlarına teşekkür ederiz. Sempozyum organizasyonuna ortak olan üniversitelere, düzenleme ve bilim kurullarına, tebliğ sunan ve oturumlara katılan bütün ilim insanlarına, kardeş vakıflara, gönüllülere ve dünyanın farklı bölgelerinden teşrif eden misafirlerimize de teşekkür ederiz.
13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nun insanlığın huzur ve selametine, İslâm dünyasının ilmî ve fikrî dirilişine ve Risale-i Nur’un evrensel mesajının yeni nesillere ulaştırılmasına vesile olmasını temenni ederiz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu Düzenleme Kurulu
6 Ekim 2026, İstanbul


Bu üniversite, kurum ve vakıflar şunlardır:
- Afro - Asian University
- El Razi University
- Ez-Zitouna University
- Üsküdar Üniversitesi (R.İ.N.A.P.)
- Iğdır Üniversitesi
- International University Of Sarajevo
- Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi
- Ittihad Kiyadat El-Mer’e El-Arabiyye
- Sabahattin Zaim Üniversitesi
- Salahaddin University
- Smart University
- Süleyman Demirel Üniversitesi
- University Of Khartoum
- University Of Kut
- Ahi Ankara Hamiyet Ve İrfan Vakfı
- Akdeniz Kültür Ve Eğitim Vakfı
- A.U.C.C.
- Berrak Hayır, İlim, Yardımlaşma Ve Kültür Derneği
- Continium
- Darul Irfan
- European Organization Of Islamic Centers
- Hasev Vakfı
- Institute Of Integrated Knowledge
- International Foundation For Muslim Theology
- Istac-Iium International Institute Of Islamic Thought And Civilisation
- İstanbul Medeniyet Enstitüsü
- İttihat Eğitim Ve Kültür Derneği
- Kalam Research And Media
- Manisa İlim Ve Kültür Vakfı
- Muavenet İlim Ve Kültür Vakfı
- Mustafa Sungur Arslanbey İlim Ve Kültür Vakfı
- Müftü Ahmet Hulusi Efendi Kültür Eğitim Ve Sağlık Vakfı
- Nur Vakfı
- Bursa Kültür Vakfı
- Kültür ve Eğitim Vakfı (KEV)
- Suffa Vakfı
- Vahdet Eğitim ve Kültür Vakfı
- Şekercihan
- The Qur’an Project
- Union Of Afro-Asia Universities
- Universal League Of Islamic Literature
- Vahdet Yılmaz Vakfı
- Wfaiis
- World Union Organization For Aramic Press
İlgili içerikler
13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu Sonuç Bildirisiyle Sona Erdi
“Küresel Krizlere Kur’ânî Çözümler” temasıyla İstanbul’da düzenlenen 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, üç gün süren müzakerelerin ardından sonuç bildirisinin okunmasıyla tamamlandı. 60 ülkeden yüzlerce akademisyen ve araştırmacının çalışmalarının değerlendirildiği sempozyumun sonuç bildirisini, İstinye Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Programı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Ali Gündoğdu okudu. Bildiride Bediüzzaman Said Nursî’nin “mana-yı harfî”, “adalet-i mahza”, “müspet hareket”, iktisat ve kanaat anlayışı ile eğitim ve gençliğe ilişkin yaklaşımlarının çağın küresel krizleri karşısında sunduğu imkânlara dikkat çekildi.
13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nun İkinci Gününde Küresel Krizler Masaya Yatırıldı
İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından “Küresel Krizlere Kur’ânî Çözümler” ana temasıyla düzenlenen 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, ikinci gününde yoğun akademik oturumlarla devam etti. Dünyanın dört bir yanından gelen akademisyenler; ekolojik yıkımdan yapay zekâ etiğine, ekonomik darboğazlardan aile kurumunun sarsılmasına kadar modern çağın temel problemlerine Risale-i Nur perspektifiyle çözüm aradı.
60 Ülkeden Akademisyen ve İslâm Âlimleri İstanbul’da Buluştu
13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu “Küresel Krizlere Kur’ânî Çözümler” temasıyla başladı
13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu öncesinde İİKV’den çözüm ve birlik çağrısı
İstanbul İlim ve Kültür Vakfının düzenlediği basın toplantısında, 4-7 Ekim 2026’da gerçekleştirilecek 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nun hedefleri ve akademik programı paylaşıldı. “Küresel Krizlere Kur’ani Çözümler” temasıyla yapılacak sempozyumda modern insanın karşılaştığı sorunlarının tartışılacağını bunun sonucunda Kur’an ve Sünnet perspektifinde geliştirilecek önerilerin toplumsal hayata yansıması ve karar vericilere ulaştırılması amaçlanıyor.




