Mekkeli âlim: Risale-i Nur’da Kur’ân’ın feyzinden gelen ilim var

İİKV’nin Cumartesi seminerinde dinleyiciler geçtiğimiz hafta Risale-i Nur’a bir seyyidin gözünden baktılar.

“Yaşayan Tefsir” programına Mekke-i Mükerreme’den konuk olan Seyyid Muhammed Elmas “Risale-i Nur hem kalbi, hem ümmeti onarıyor” dedi.

Seyyid Muhammed Elmas Risale-i Nur’u 1999 yılında Mekke’de düzenlenen bir kitap fuarında tanımıştı. O gece İhsan Kasım Salihî’nin “İman ve İslâmın Mükemmelleşmesi” başlığıyla Arapçaya tercüme ettiği 23. Sözü okuyup bitirdi. Hemen ertesi gün, Risale-i Nur ile kendisinden önce tanışmış olan Seyyid Halid el-Cifrî’nin evine gitti ve ondan Külliyatın tamamını aldı. Elmas, Risale-i Nur’un konuları ele alışını ve üslûbunu çok değişik bulmuştu. Seyyid el-Cifrî birlikte müzakere ederek okumaya başladılar. Anlamakta zorlandıkları meseleleri Selim Hanife’ye soruyorlardı. Selim Hanife, bir kitabı baştan sona okuyarak ilerlemelerini teklif etti. Böylece üç kişi ile başlayan Risale-i Nur dersleri, o gün bugündür, her Pazar Mekke’de hayli kalabalık bir grupla devam ediyor.

Muhammed Elmas başlangıçta ehemmiyetli bir telif ile karşı karşıya olduğunu fark etmişti. Yine de o ve arkadaşları birkaç kez okuduktan sonra bu eserle işlerinin biteceğini, sonra bir kenara koyabileceklerini düşünüyorlardı. “Ama gördük ki Risale-i Nur’u okuyup bir kenara koymak mümkün değil” diyen Seyyid Muhammed Elmas yirmi yıldır Risale-i Nur’u büyük bir iştiyakla okumaya devam ettiğini bildirdi.

Fıkıh ve usulüddin alanlarında uzman olan ve Muhammed Alevî el-Malikî’nin öğrencisi olan Seyyid Muhammed Elmas, İslâm âlimlerinin üslûplarına vakıf bir ilim ehli idi. Risale-i Nur’u okuduğunda ise, Elmas, bu eserlerde diğer âlimlerden çok farklı bir üslûp buldu. “Başka âlimlerin sekiz yüz, dokuz yüz sayfada izah ettikleri meseleleri Bediüzzaman on beş sayfa içinde açıklıyor” diyordu. Seyyid Muhammed Elmas, Risale-i Nur’un zor meseleleri zihin karışıklığına yol açmadan kolaylıkla izah eden ve izahları hemen kalbe ulaşan bir üslûba sahip olduğunu söyledi. “Bu, Kur’ân-ı Kerim’in feyzinden gelen mucize gibi bir ilim” diyen Elmas, Bediüzzaman’ın bize müşkül meseleleri açabilecek anahtarlar sunduğunu söyledi, “Ancak büyük anahtarları veriyor; küçük anahtarları bize bırakıyor ve biz o büyük anahtarın açtığı kapıdan diğer küçük meseleleri çözebiliyoruz” diye sözlerine ekledi.

Seyyid Muhammed Elmas Risale-i Nur ile ilgili olarak özetle şu tesbitleri yaptı:

“Risale-i Nur okuyucularını Kur’ân ve Sünnete bağlılıkta nazariyattan hakikate geçiriyor. Kur’ân hayatımıza nasıl hayat olur, Esmâ ile nasıl yaşayabiliriz, bize gösteriyor.

“Risale-i Nur okuyan kimi gördüysek onun üzerinde Risale-i Nur’un parmak izi var. Hattâ Nurları terk edip günaha dalanlarda bile o parmak izi kaybolmuyor.

“Risale-i Nur talebelerinin karşısında oturup onlara baktığınızda veya onlar size baktığında, kalbinizde bir güzellik hissedersiniz. Ruhların ruhlara tesiri muhakkaktır. Üstad kendisini gören herkeste bir tesir bırakmıştır. Talebeleri de böyledir. Âlem-i İslâm sizden istifade ediyor.

“Risale-i Nur’u tanımadan önce hakikî zevklerden, tam kalbî şuurdan mahrumdum. Risale-i Nur yan etkisi olmayan ilâç gibi. Geçmişi temizliyor, geleceğe hazırlıyor.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here