İran’da Bediüzzaman Sempozyumu

İslâmî Mezhepler Üniversitesinin ev sahipliğinde ve İstanbul İlim ve Kültür Vakfının katkılarıyla Tahran’da düzenlenen “Bediüzzaman Sempozyumu”nda konuşan İslâmî Mezhepler Üniversitesi Rektörü Abdülkerim Biazar Şirazî, “Bediüzzaman Said Nursî, sadece Türkiye’ye değil, tüm İslâm dünyasına ait büyük bir şahsiyettir” dedi. Bediüzzaman’ın mezhepler ve milletler üstü bir anlayışta olduğunu belirten Rektör Şirazî, onun İslâm dünyasının birlik ve beraberliği için çalıştığını, farklılıklar yerine ortak noktalara dikkat çektiğini bildirdi.

Toplantıya İstanbul İlim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Bediüzzaman Hazretlerinin talebesi Mehmet Fırıncı ağabey ile birlikte Türkiyeden 12 akademisyen ve 2 işadamı da katıldı.

BEDİÜZZAMAN, EHL-İ BEYTE ÖZEL BİR MUHABBET BESLEDİ

İran Meclisi eski Başkanı Gulamali Haddad Adil ise, “İranlıların Türkiye’den Türkiyelilerin de İran’dan pek de haberdar olmadığını, birbirlerini yeteri kadar tanıyamadıklarını, bunun da bir eksiklik olduğunu” söyledi. Adil, “Bediüzzaman gibi şahsiyetlerin tanınmasıyla birçok konunun aydınlığa kavuşacağını, birçok soruya cevap bulunacağını” ifade etti. İslâmî Mezhepleri Yakınlaştırma Kurumu Genel Sekreteri Ayetullah Muhammed Ali Tezhirî de, Bediüzzaman’ın Ehl-i Beyt’e özel bir sevgi ve muhabbet beslediğini söyledi.

BEDİÜZZAMAN, İSLAM İÇİN MODEL BİR ŞAHSİYET

İslam âlimi ve Risale-i Nur adıyla anılan Kur’ân tefsirlerinin müellifi Bediüzzaman Said Nursî, İran’da ilk kez düzenlenen uluslararası sempozyumda tüm yönleriyle ele alındı. İslâmî Mezhepler Üniversitesi’nin evsahipliğinde ve İstanbul İlim ve Kültür Vakfı’nın katkılarıyla Tahran’da düzenlenen “Bediüzzaman’ın Düşüncelerini İnceleme Sempozyumu” Kur’ân-ı Kerim okunmasıyla başladı.
Sempozyumun ilk oturumunda konuşan İslâmî Mezhepler Üniversitesi Rektörü Abdulkerim Biazar Şirazi, “Bediüzzaman Said Nursî, sadece Türkiye’ye değil, tüm İslâm dünyasına ait büyük bir şahsiyettir” dedi. Said Nursî’nin mezhepler ve milletler üstü bir anlayışta olduğunu ve bu yönde faaliyette bulunduğunu belirten Şirazi, onun İslâm dünyasının birlik ve beraberliği için çalıştığını, farklılıklar yerine ortak noktalara dikkat çektiğini bildirdi.
“Bediüzzaman, Türkiye’nin içinde bulunduğu zor dönemde halkı özellikle de gençleri Kur’ân-ı Kerim ile buluşturdu, barıştırdı” ifadesini kullanan Şirazî, Nursî’nin ahlâkî konulara özel önem verdiğini, bunun eserlerinde de görüldüğünü söyledi.

MÜSLÜMANLAR BİRBİRİNİ, ÖZELLİKLE DE BÜYÜK ŞAHSİYETLERİ TANIMALI

İran Meclisi Kültür Komisyonu Başkanı ve Eski Meclis Başkanı Gulamali Haddad Adil de konuşmasına böyle bir sempozyumun düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti belirterek başladı. Adil, Bediüzzaman’ın İran’da pek tanınıp bilinmemesiyle ilgili olarak, “İranlıların Türkiye’den Türkiyelilerin de İran’dan pek de haberdar olmadığını, birbirlerini yeteri kadar tanıyamadıklarını, bunun da bir eksiklik olduğunu” söyledi.
“Müslümanlar birbirlerinin özellikle de büyük şahsiyetleri tanımalı” diyen Adil, Said Nursî’nin, İslâm ve Batı medeniyetinin karşı karşıya olduğu en hassas dönemlerden birinde yaşadığını hatırlattı. Bediüzzaman’ın, İslâmî düşüncenin ekseni olarak Kur’ân-ı Kerim’i gördüğünü belirten Adil, onun eserlerinde ayetlere ve bunların tefsirlerine sıkça yer verildiğini anlattı. Said Nursî’nin eğitim ve ilme özel önem verdiğini, Müslümanların bu alanlarda yapacakları çok şey olduğuna inandığını ifade eden Adil, “Bediüzzaman gibi şahsiyetlerin tanınmasıyla birçok konunun aydınlığa kavuşacağını, birçok soruya cevap bulunacağını” söyledi. “Bediüzzaman, din karşıtlığı ve materyalist Batı düşüncesine karşı mücadele etti” diyen Adil, onun ömrünü sürgün ve zindanlarda geçiren güçlü iradeli, doğrularda ısrarcı büyük bir düşünce adamı olduğunu belirtti.

RİSALE-İ NUR’U İRANLILAR ANLAR

Celal Bayar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bünyamin Duran, sempozyumun ikinci oturumunda yaptığı konuşmada dünyanın kendilerinden çok şey beklediği Müslümanların birbirini yeteri kadar tanıyamadığını söyledi. İranlı düşünürleri tanıdığını, birçoğunun eserlerini okuduğunu belirten Duran, İranlıların kültürel birikimleri ve geçmişlerinden dolayı “Risale-i Nur’u, İranlılar anlar” diye düşündüğünü söyledi. Sempozyumda sunulan tebliğlerde bu gerçeği gördüğünü belirten Duran, “Ne kadar şükretsem az, bugün onu gördüm, burada her bir İranlı kardeşimin sunduğu tebliğ, gerçekten ümit tohumları ekti. Biz sizi bilmiyoruz, siz bizi bilmiyorsunuz” diye konuştu.

EHL-İ BEYTE ÖZEL SEVGİ BESLİYORDU

İslâmî Mezhepleri Yakınlaştırma Kurumu GenelSekreteri Ayetullah Muhammed Ali Tezhiri de konuşmasında, Bediüzzaman’ın, Türkiye ve bölgede sevilen, takipçileri olan bir şahsiyet olduğunu söyledi. Bediüzzaman’ın aşırıcılığa karşı olduğunu belirten Ayetullah Tezhiri, “O, Şam hutbesinde ve eserlerinde Müslümanları birliğe, orta yola ve itidale davet ediyor, aşırıcıları da eleştiriyor” ifadesini kullandı. Ayetullah Tezhiri, İslâmın şiarlarının ihyası için adımlar atan Said Nursî’nin, Müslümanların birliği yönünde hac ibadetine dikkat çektiğini söyledi. Bediüzzaman’ın Ehl-i Beyt’e özel bir sevgi ve muhabbet beslediğini belirten Ayetullah Tezhiri, “İran’da onun düşünceleri hakkında yeteri kadar araştırma ve inceleme yapılmadığını” söyledi. İslâmî Kültür ve İlişkiler Organizasyonu Başkanı Muhammed Bakır Hürremşad ise konuşmasında Bediüzzaman’ın İslâm dünyasının karşı karşıya kaldığı sorunlara çareler arayan çözüm önerileri sunan büyük bir düşünce ve din adamı olduğunu söyledi.

“SÖZLER” YA DA “TERCÜME-İ KELİMAT”

İstanbul İlim ve Kültür Vakfı İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Faris Kaya da konuşmasına sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçen ev sahibi ülke yetkililerine teşekkür ederek başladı. Üstad’ın, “Ben, güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim” hadisi üzerinde çok durduğunu hatırlatan Prof. Dr. Kaya, “Diyebiliriz ki hayatını o hadis-i şerifin ihyası için harcamıştır” ifadesini kullandı. Türkiye dışında 40’ı aşkın ülkede 70 kadar uluslararası sempozyumun düzenlenmesine katkı sağlandığına dikkati çeken Kaya, dünyevileşmenin bizimle Allah arasına girmesine engel olmak için Kur’ân ve sünnete dayalı bir hizmet tarzıyla hareket ettiklerini anlattı. Sempozyumun ilk oturumunda Risale-i Nur Külliyatı’ndan “Sözler”in Abdurrahman Yakubi tarafından Farsça’ya tercümesinin tanıtımı yapıldı. “Tercüme-i Kelimat” adıyla çevrilen eserin tanıtımında İran Meclisi Kültür Komisyonu Başkanı ve Eski Meclis Başkanı Gulamali Haddad Adil ve öteki yetkililer de hazır bulundu. Kapanışta tekrar söz alan İstanbul İlim ve Kültür Vakfı İcra Kurulu Başkanı Faris Kaya, sempozyumla beklenenin de ötesinde bir ilgi gördüklerini söyledi. Kaya, “İliklerimize kadar hissettik kardeşliğimizi, birliğimizi, beraberliğimizi, aramızda hiçbir farkın olmadığını” dedi. Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi Ümit Yardım’ın da hazır bulunduğu sempozyuma Azerbaycan’dan da dinleyici olarak katılanlar oldu. Sempozyumun ardından konuşmacılar ve diğer davetliler toplu olarak hatıra fotoğrafı çektirdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here