Liana Vinichuk: Risale-i Nur talebeleri kalplerinden konuşuyor

Liana Vinichuk: Risale-i Nur talebeleri kalplerinden konuşuyor
Bu kez hidayet güneşinin parıltısı Ukrayna’dan vurdu İİKV seminer salonuna. 2016 yılında İİKV’yi ziyareti sırasında Müslüman olan Ukrayna’lı akademisyen Liana Vinichuk geçtiğimiz hafta İİKV’de düzenlenen “Yaşayan Tefsir” programında İslâma olan yolculuğunu anlattı.


 İncil okurken zihninde beliren soruların cevabını Kur’ân’da bulduğunu anlatan Liana, Risale-i Nur’un da Kur’ân’ı daha iyi anlamaya vesile olduğunu, Risale Nur talebelerinin ise kalplerinden konuşarak kendisini etkilediğini söyledi.

28 yaşındaki Liana Vinichuk, National Üniversitesi Ostroh Akademisinde kültür ve felsefe tahsili yaptı. “Ukrayna’daki modern İslâmî hareketlerin ideolojik oluşumu ve gelişimi” başlıklı doktora tezini tamamlamasının ardından aynı akademide eğitim destekleme müdürü olarak görev yapıyor.

Liana, “İslâma yolculuğum sorularla başladı” diyerek söze başladı. Çocukluğundan itibaren düzenli olarak kiliseye gittiğini, ama kafasında pek çok sorular oluştuğunu, sorularına karşılık olarak aldığı cevabın ise “Sadece inan!” olduğunu söyledi.

“İmanım anlamlı olmalıydı” diyen Liana hep arayış içinde oldu.

İslâmdan birşeyler çalınmış

İslâm hakkında sağdan soldan, medyadan bir şeyler duyuyordu ama bunlar pek de iyi şeyler değildi. Çok ağır kuralları olduğu, kadınların büyük baskı altında tutulduğu kulağına çalınıyordu. “Peki, ama böyleyse neden özellikle kadınlar İslâma yöneliyorlar?” diye düşünüyordu.

Ve araştırmaya başladı.

“Araştırdıkça İslâmdan birşeylerin çalındığını düşündüm” dedi Liana.

Öyle ki, henüz Müslüman olmamışken, araştırmaları neticesinde elde ettiği bilgilerle çeşitli ortamlarda ve konferanslarda doğru İslâmiyeti anlatmaya çalışıyordu.

Liana bu arada Risale-i Nur ile tanıştı. Ve 2016’da, hocasının tavsiyesi üzerine İİKV’nin İstanbul’daki genel merkezini ziyaret etmekte olduğu bir sırada, Süleymaniye Camiinde İslâma girdi.

“Vakıftaki kardeşlerim Risale-i Nur’u büyük bir istek ve samimiyetle, kalplerinden konuşarak anlatıyorlardı. İmanları kalplerinden çıkıp kalbime doluyordu. Bu beni derinden etkiledi. Bilginin kendisi kadar, belki de daha önemli olan, onun nasıl aktarıldığıdır” dedi o günleri anlatırken.

İncil’de sorular, Kur’ân’da cevaplar

İncil’i okurken kafasında oluşan sorulara Kur’ân cevap vermişti. Ama bu kez de başka sorular geliyordu. “Onlara cevaplar da Risale-i Nur’dan geldi. Risale-i Nur Kur’ân’ı anlamada ışık tutuyor. Daha kolay anlamamı sağlıyor” dedi Liana ve şöyle devam etti:

“Kur’ân okumak her Müslüman için çok önemli. Bir yıl önce katıldığım çalışma haftasında âyetlerde ne kadar derin mânâlar olduğunu, Risale-i Nur’un da bu mânâları ne kadar kolay anlattığını gördüm. Risale-i Nur Kur’ân’ı yansıtıyor. O, Kur’ân’ın tercümanı. Elbette Bediüzzaman ölümsüz değil ama talebeleri ve eseri devam edecektir. Said Nursî talebelerini öyle yetiştirmiş ki biz hâlâ onları konuşuyoruz.”

Liana, Müslüman olmadan önceki hayatının da kısmen İslâma yakın olduğunu fark ettiğini söyledi. “Aslında ben İslâmdan önce de bazı sünnetleri yerine getiriyormuşum. Meselâ su veya yiyecek kabının üzerini örterdim. Bu sünnetmiş. Tebessüm etmeyi severdim. Bunun sadaka olduğunu öğrendim. Aynı şekilde insanlarla iyi ilişkiler kurmak ve devam ettirmek de sünnetmiş.”

Yaşamak, anlatmaktan önemli

İslâma girdikten sonra yaşadıklarını “Yeni bir kimlik üretmek kolay bir şey değil. O süreç hâlâ devam ediyor” diye anlatan Liana, Müslüman olduğunu herkese birden ilân etmediğini, insanlarla dostluklarını eskisi gibi devam ettirdiğini söyledi. Zaman içinde bir kısım dostlarına Müslüman olduğunu bildiren Liana, bazılarının Müslüman olmayı düşündüklerini, bazı ateistlerin de inanmayı düşünmeye başladıklarını sözlerine ekledi.

Liana, İslâmiyeti anlatmada sözler kadar yaşanılan hayatın da çok önemli olduğunu düşünüyor ve “Hayatımız ve davranışlarımız İslâmı anlatmak için çok önemli bir araç” diyor.

Liana İslâmiyete girdikten sonra bazı Müslümanların İslâmın kurallarını tam tatbik etmediklerini gördüğünü anlattı ve şöyle dedi:

“Sonra düşündüm ki, neden Müslümanlardan kutsal kimselermiş gibi herşeyi bekleyelim? Evet biz insanız. Elbette İslâmı hayatımızın her anında uygulamak isteriz. Bunu denemeliyiz de. Ne var ki kanunlarla uygulama arasında her zaman farklar olabiliyor. Başkasını yargılamak kolay. Ama kendini onların yerine koymak gerek. Kur’ân ile yaşanan arasında insan olmaktan kaynaklanan farklar olabilir. Bana bazı Müslümanlar ‘Hiç sabah namaz kıldın mı?’ diye soruyorlardı. Onlara ‘En sevdiğim namaz sabah namazı’ dedim. Bana bunu soranlar kendileri namaz kılmıyorlardı. Sonra onlar da kılmaya başladı.”

Ukrayna’da İslâm bir bebek gibi

Liana Vinichuk, Ukrayna’da İslâmın tanıtılması ile ilgili düşüncelerini şöyle anlattı:

“Ukrayna seküler bir ülke. Ne yapabiliriz diye düşünmeliyiz. İslâm orada bir bebek gibi; onu kim büyütecek? Boş bir tarla gibi; ne tür tohumlar ekeceğiz? Ukrayna’da çok fazla İslamofobi olduğunu söyleyemem. Ama Müslüman da çok az. İslâmı tam da şimdi doğru ve düzgün anlatmalıyız. Risale-i Nur, İslâmı anlatacak en güzel eser.”

Risale-i Nur’un Ukrayna insanının mantığına çok uygun düştüğünü kayedden Liana, Ukrayna’da yapılabilecekler hakkındaki önerilerini şöyle sıraladı:

“Tercümeler en düzgün şekilde tamamlanmalı. Makaleler yazmalıyız. İslâm ve Risale-i Nur başlıklı kurslar düzenlemeliyiz. Dershane açmalıyız. Ama her şeyden önce kendimiz, dinimizi çok iyi öğrenmeliyiz.”

Liana şu ana kadar Risale-i Nur külliyatından Hanımlar Rehberi, Âyetü’l-Kübrâ ve Asâ-yı Mûsâ’yı okuduğunu bildirdi ve “Risale-i Nur, Kur’ân’a ve İslâma her gün daha çok yaklaştırıyor” dedi.

Müslüman arkadaşları ile Risale-i Nur dersi başlatmak istediğini söyleyen Liana “İmanımızı kaybetmek istemiyorsak üzerinde çalışmalıyız” dedi.

İİKV’nin hizmetlerini çok önemli bulduğunu kaydeden Liana, “Bu vakfın İslâma yapmakta olduğu hizmeti düşünmek bana ümit veriyor” dedi.
 

BLOG

Haberler İlanlar Basın Açıklamaları Video